Mahmut R. Gazimihâl: Uzun Hava

05 Kasım 2008 by M ü z i K ü l t ü R
Paylaş Kopuz çalarak saz şâirliği eden ozan, epik şiirler okuyarak konaktan konağa geziye çıkardı; halktan itibar, beylerden yardım görürdü. Ozanın mistik olanına Âşık denildi; onlar da tekkeden tekkeye dolaşır dururlardı; mistik şiirlerini bilhassa kopuz eşliğiyle söylerlerdi. Yunus Emre'nin XIII. asır sonlarında demiş olduğu gibi:

Ölmez ışk bilişleri esrik meclis hoşları, Daim bunların işi çeng-ü şeşta rebabdürür.
***
Yunus imdi subhânı vasfeyledi gönülde. Ayru değül ârifden bu kobuz ile şeşte.

Türlü sosyal sebepler bu iki sınıf saz şâirini zamanla birleştirdi. Kopuzda kirişler yerine tel takılması gibi bazı değişiklikler de o sazın;«tel tanbura», «bağlama», «meydan sazı» denilen çeşitlere inkılâp etmesine erkenden yol açtı... Fakat, saz şairliğinin etnik damgalar halindeki Türkmenî, Varsağî, Beyâtî gibi ağızlarının, veya daha bölgelik (régional) olan Urfa Ağızı, Harput Ağızı, Eğin Ağızı gibi ezgi tiplerinin kaybolmasına imkân yoktu: «Usûl» kalıplarına bağlanmıyan işte bu gibi serbest ritimli (veya ritime nöbetleşe itibar gösteren) tarihî ezgi tiplerinin hepsine birden Uzun Hava denir. Böylece, uzun hava, Ozanın en eski ezgi tarzından armağan olarak musiki folklorumuzun özü sayılır; hem de tetkik ve tesbiti en güç olan özüdür.
M ü z i K ü l t ü R. Blogger tarafından desteklenmektedir.