Paylaş
Giriş
Sözlük anlamı "bilginin, sanayideki işlemlerde sistematik olarak uygulamaya alınması" demek olan teknoloji, geniş anlamda, araştırma, geliştirme, üretim, pazarlama, satış ve satış sonrası hizmeti kapsayan bir sanayi sürecinin, etkin ve verimli bir biçimde gerçekleştirilmesi için kullanılabilecek bilgi ve becerilerin tümüdür. Teknolojik yenilik de, "üretim süreçlerinde yenilik, yeni ürünler ve yeni kurumsal örgütlenme biçimleri" olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde her alanda olduğu gibi müzik alanında da çok hızlı bir şekilde teknoloji geliştirilmekte ve kullanım alanı da gittikçe yaygınlaşmaktadır. Teknoloji, son yüzyılda müzik perspektifini değiştirmede en etkili araç olmuştur. Dikkat çekici bir nokta ise müziğin diğer alanlara oranla teknolojik gelişmeler içerisinde en hızlı gelişim gösteren alanlar içinde yer almasıdır. Elektroniğin müzik konusundaki uygulamalarının çeşitliliği, müzik çalışmalarının çok geniş bir kitleye en iyi şekilde taşınmasının yanı sıra, müzik yeteneğinin ortaya çıkarılması ve geliştirilmesini de sağlamaktadır.
Teknoloji bireyi tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar özgür ve sınırsız kılmaktadır Matematik ve fiziğin bir uygulaması olan bilgisayar sistemlerinin ucuzlayarak evlerimize kadar girmesinin, içimizdeki bestecinin ortaya çıkarılmasına katkısı şüphesiz çok büyüktür. Bu alandaki yetkinliğiyle tanınan piyanist - besteci Mehmet Okonşar’a göre: "Bugün bağımsız bir müzisyen, eğer teknolojiyi kullanabiliyorsa, büyük yayıncılardan ve bunların getirdiği ekonomik ve sanatsal yaptırımlardan kendini sıyırabilecek, sanatını özgür bir biçimde ortaya çıkarabilecek ve dünyaya dağıtabilecektir. Bu devrimi aynen Gutenberg’in matbaa makinesine benzemektedir.”
Umman Ninenin Mektupları (MEHMET YILMAZ)
13 Kasım 2009
by M ü z i K ü l t ü R
Paylaş
Hepimiz az çok biliriz Umman Ninenin Mektupları’nı. Özay Gönlüm ustanın sesinden mutlaka dinlemişliğimiz vardır. Bu anlamda bu mektupların duyulması ve tanınmasında O’nun büyük emeği ve başarısı çok önemlidir. O çok güçlü tiyatral yanıyla ve yareniyle ne güzel de aktarmıştır o mektupları bizlere. Sevgiyle ve saygıyla anıyorum.
Bütün bunları çoğumuz biliriz ama pek azımız biliriz bu mektupların Mehmet Yılmaz öğretmen tarafından yazıldığını ve Umman Ninenin Mektupları adıyla 1964 yılında kitap olarak yayımlandığını.
O’nunla 9-10 yaşlarımda tatil için gittiğimiz memleketim Acıpayam’da tanımıştım ve çok sevmiştim. Herkes tarafından saygı gören, gülümsemesi yüzünden eksik olmayan ve sohbetiyle herkesi neşelendiren bir güzel insandı. Daha sonra babamın anlattıklarından öğrendim O’nun, o çok sevdiğim mektupların yazarı olduğunu ve bu kitapta Hasan Oğlan adlı muallimin, amcam Hasan Ünlü olduğunu ve bu kitabın yayıma hazırlanmasında onun da çok emeği olduğunu.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım hem halk edebiyatının en önemli ve çok değerli ürünlerinden biri olarak gördüğüm Umman Ninenin Mektupları hakkında bir hatırlatma yapmak hem de belki de yeni keşfedecek olanlara küçük de olsa bir kaynak sunmaktır. Unutmamak, unutturmamak dileğiyle…
Bütün bunları çoğumuz biliriz ama pek azımız biliriz bu mektupların Mehmet Yılmaz öğretmen tarafından yazıldığını ve Umman Ninenin Mektupları adıyla 1964 yılında kitap olarak yayımlandığını.
O’nunla 9-10 yaşlarımda tatil için gittiğimiz memleketim Acıpayam’da tanımıştım ve çok sevmiştim. Herkes tarafından saygı gören, gülümsemesi yüzünden eksik olmayan ve sohbetiyle herkesi neşelendiren bir güzel insandı. Daha sonra babamın anlattıklarından öğrendim O’nun, o çok sevdiğim mektupların yazarı olduğunu ve bu kitapta Hasan Oğlan adlı muallimin, amcam Hasan Ünlü olduğunu ve bu kitabın yayıma hazırlanmasında onun da çok emeği olduğunu.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım hem halk edebiyatının en önemli ve çok değerli ürünlerinden biri olarak gördüğüm Umman Ninenin Mektupları hakkında bir hatırlatma yapmak hem de belki de yeni keşfedecek olanlara küçük de olsa bir kaynak sunmaktır. Unutmamak, unutturmamak dileğiyle…
Kıllıoğlu Hüseyin Efe
10 Kasım 2009
by M ü z i K ü l t ü R
Paylaş
Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Çine’nin Tatar Memişler köyünde dünyaya gelmiştir. Annesi Yağcılar köyünden Fadimedir. Babası Tatar Memişler köyünden Bekir oğlu Hüseyidir. Yörük aşiretlerinden olduğu söylenir. Çocukluğunda keçi çobanlığı yapmıştır. İnce uzun boylu, buğday tenli ve sert mizaçlı, haşin olduğu kadar cesur davranışları gençliğinde dikkati çeken vasıflardı. Küçük yaşta iken babası öldüğü için bir köy düğününde ağabeyi İbrahim öldürülünce, katilini bulmak ve intikam almak için dağa çıktı. Katili bulamadı ama oğlunu bularak onu öldürdü. Askerden kaçıp gelen kardeşi Mehmet ile birlikte oldu. Hiç askere gitmedi.
Osmanlı Devleti’nin son yılları savaşsız geçmediği için askerlik çağı gelenler ya ortadan kayboluyor yada bir yolunu bulup askerden kaçıyorlardı. Kardeşleri yanında olduğu halde Çine köylerinden topladığı zeybeklerle dağları mekan tuttu. İnsan öldürdü. Adam kaçırdı ve soygunlar yaptı.
Yörük Ali Efe gibi, Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin yanına sokuldu. Yörük Ali Köse Alanı köyünden Süleğin İbrahim ile birlikte başvuru yaptıklarında Molla Ahmet’in zeybekleri “mektep mi açtık parmak emen çocuklar kızanlığa başvuruyor” şeklinde alay etmişlerse de , Molla Ahmet Efe, “ Ali benim yanımda kalacak, şahin olacak bahadır olacak “ diyerek alıkoymuştur. Yörük Ali ilk gecesini geçirdiği dağda Yağcılar Köyünden Kıllıoğlu Hüseyin ile tanışmış ve arkadaşlığı pekişmiştir.
Osmanlı Devleti’nin son yılları savaşsız geçmediği için askerlik çağı gelenler ya ortadan kayboluyor yada bir yolunu bulup askerden kaçıyorlardı. Kardeşleri yanında olduğu halde Çine köylerinden topladığı zeybeklerle dağları mekan tuttu. İnsan öldürdü. Adam kaçırdı ve soygunlar yaptı.
Yörük Ali Efe gibi, Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin yanına sokuldu. Yörük Ali Köse Alanı köyünden Süleğin İbrahim ile birlikte başvuru yaptıklarında Molla Ahmet’in zeybekleri “mektep mi açtık parmak emen çocuklar kızanlığa başvuruyor” şeklinde alay etmişlerse de , Molla Ahmet Efe, “ Ali benim yanımda kalacak, şahin olacak bahadır olacak “ diyerek alıkoymuştur. Yörük Ali ilk gecesini geçirdiği dağda Yağcılar Köyünden Kıllıoğlu Hüseyin ile tanışmış ve arkadaşlığı pekişmiştir.
Yörük Ali Efe
07 Kasım 2009
by M ü z i K ü l t ü R
Paylaş
Yörük Ali Efe, (d. 1895-Kavaklı, Sultanhisar, Aydın, ö. 23 Eylül 1951-Bursa), Kurtuluş Savaşı sırasında 16 Haziran 1919'da Malgaç Baskını ile düşmana ilk darbeyi vurmak suretiyle Aydın yöresinde düşman kuvvetlerinin ilerlemesini durdurmuş olan efe.
Babası Sarıtekeli aşiretinden İbrahim oğlu Abdi, annesi yine Yörüklerin Atmaca Aşireti'nden Fatma’dır.
Yörük Ali 19 yaşına geldiğinde, Aydın (il) dağlarında dolaşan Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin gurubuna katılmak istedi. Ağır bir sınavdan geçirilerek guruba alındı. Kısa zamanda Efe’nin ve tüm zeybeklerin güven ve sevgisini kazanarak gurupta ikinci adam konumuna yükseldi. Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin Bozdoğan Kavaklıdere baskınında ölmesi üzerine Yörük Ali Efe olarak gurubun başına geçti.
Dört yıldan fazla dağlarda dolaşan Yörük Ali Efe, bu süre içinde daima ezilenin mağdur edilenin, güçsüzün yanında oldu. Haklı olarak halk tarafından sevildi, itibar ve destek gördü.
Yörük Ali Efe 1919 senesinde dağdan indi. O sıralar düşman İzmir’i, ardından Aydın ve Nazilli’yi işgal etmişti.
Babası Sarıtekeli aşiretinden İbrahim oğlu Abdi, annesi yine Yörüklerin Atmaca Aşireti'nden Fatma’dır.
Yörük Ali 19 yaşına geldiğinde, Aydın (il) dağlarında dolaşan Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin gurubuna katılmak istedi. Ağır bir sınavdan geçirilerek guruba alındı. Kısa zamanda Efe’nin ve tüm zeybeklerin güven ve sevgisini kazanarak gurupta ikinci adam konumuna yükseldi. Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin Bozdoğan Kavaklıdere baskınında ölmesi üzerine Yörük Ali Efe olarak gurubun başına geçti.
Dört yıldan fazla dağlarda dolaşan Yörük Ali Efe, bu süre içinde daima ezilenin mağdur edilenin, güçsüzün yanında oldu. Haklı olarak halk tarafından sevildi, itibar ve destek gördü.
Yörük Ali Efe 1919 senesinde dağdan indi. O sıralar düşman İzmir’i, ardından Aydın ve Nazilli’yi işgal etmişti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
M ü z i K ü l t ü R. Blogger tarafından desteklenmektedir.












